Teknoloji insanın varlığıyla tarihte yer almıştır. Acaba bu güç bizi özgürleştirecek mi yoksa bizi yöneten yeni efendiler mi var edecek?
Yeni Efendiler: Teknolojik Tahakkümün Eşiğinde
Şunu biliyoruz ki, teknoloji insanın varlığı ile birlikte tarihte yerini almıştır. İnsanoğlu yaşamda ilerledikçe, her bir gelişimin ve ürettiklerinin sonucunda bu soruyla yüzleşmek durumunda kalmıştır. Acaba bu güç bizi özgürleştirecek mi? Hayatımızı kolaylaştırıp, hayatımızın efendisi mi yapacak, yoksa bizi bu gücün kontrolüne sokarak bizi yönetecek yeni efendiler mi var edecek? Bugün geldiğimiz noktada, yapay zekadan algoritmalara, biyoteknolojiden uzay ve gözetim teknolojilerine uzanan, oldukça geniş bir yelpazede bu soru tekrar tekrar gündeme gelerek daha yüksek bir sesle yeniden soruluyor. Teknoloji insanın kontrolünden çıkar mı?
Bıçağın İki Yüzü: Araç mı, Amaç mı?
Teknoloji aslında özü itibariyle nötrdür tarafsızdır. Üretilen bir bıçakla ekmekte kesilebilir, herhangi bir canlıya zarar da verilebilir. Ancak gözüken o ki, burada mesele teknolojinin kendisinden ziyade, onu kimin, ne maksatla ve hangi sınırlar içerisinde kullandığıdır.
İşte! asıl sorunda kendini burada gösteriyor. Yani, teknolojiyi üretip geliştiren insan ile onu kendi kontrolünde tutup denetlemesi gereken insan her zaman aynı motivasyonlara ruh haline sahip olmayabiliyor. Bir şeye vaktinden önce ulaşma arzusu, kar elde etmenin oluşturduğu hırs ve sürekli birbirini kontrol etmenin rekabet baskısı, ahlakın, insani değerlerin, etik ve toplumsal sorumluluğun önüne geçebiliyor.
Kendi Ürettiği Sistemin Esiri Olmak: Yeni Bir Varoluş Sorunu
Bugün algoritmalar neyi ne kadar ve nasıl izleyeceğimize, neyi neden okuyacağımıza ve neyi düşüneceğimize dair çok güçlü yönlendirmelerde bulunabiliyor. Bu arada sosyal medya mecraları, dikkatlerimizi meta (işe yarayan, popüler, trend olan yaklaşımlar) haline getirirken, dünyanın büyük veri sistemleri, bireyi ve toplumların çoğunluğunu sayılar ve tahminler toplamına matematiksel bir değere indirgeyerek onları ciddi bir riskin içerisine de sokabiliyor.
Böyle bir zeminde teknoloji, insanın fark edemeyeceği bir şekilde davranışlarını şekillendiren görünmez bir güç haline gelebiliyor. Teknoloji kontrolden çıkar mı çıkmaz mı ikilemini tamda böyle bir sessizlikte gerçekleştiriyor.
Bununla birlikte” kontrolden çıkma” dediğimiz bu durum, genellikle teknolojinin bilgiden bilince geçiş sürecindeki kazanımları bilim kurgu imgeleriyle anlatılır. Lakin fark edilmesi gereken gerçek tehlike, teknolojinin gelişim sürecini gözler önüne seren makinelerin bize karşı ayaklanması değil, insanların, kendisinin üreterek yaratımda bulunduğu sistemlerin gelebileceği durumu ve sonuçlarını sorgulamaktan vazgeçmesidir. Nihayetinde, bir yazılımın neden böyle davrandığını ya da davranacağını düşünmek kimsenin şu an itibariyle açıklayamadığı, fakat ne hikmetse herkesin ona uyumlu hale geldiği bir dünyada kontrol zaten çoktan el değiştirmiş demektir. İnsan kendi ürettiği korkularının esiri olmuştur ya da olacaktır.
İnsanın Yeryüzündeki Makamı ve Teknolojik Gidişat
İnsan diğer canlılardan farklı olarak, yeryüzünün halifesi olması sorumluluğunu da taşımaktadır. Bu sorumluluğun içerisinde; yeryüzünü imar ve inşa etmekte vardır. Öyleyse, bu şu anlama gelir. Teknoloji insanın ürettiği bir değer olarak devam ettiği sürece, gidişatını ve yönünü belirleme gücü de insanın elinde olacaktır.
Efendi mi, Tebaa mı? Büyük İnsanlık Sınavı
Bu yön ve ilerleyiş, kontrol edebilme sadece mühendislerin ve şirketlerin değil, hayatın bütününü kapsayacak biçimde en azından, eğitimcilerin, hukukçuların, gazetecilerin, sanatçıların, zanaatkarların, bir meziyete sahip olmasa dahi yaşamda varım diyen sıradan vatandaşların da bu sürece dahil olmasıyla mümkündür. Şeffaflık, netlik, ilkeli ve prensipli olmak, etik ilkeler çerçevesinde adil ve demokratik bir denetim, teknolojinin yönünü belirleyen bir pusula olmak durumundadır.
Sonuç olarak geldiğimiz noktada, teknolojinin kendiliğinden insanın kontrolünden çıkmayacağını anlıyoruz. Ta ki biz ona kontrolsüzlük alanı açana kadar. Şu soruyu sormadan geçemeyeceğim; Konfor, haz, çok üst seviyelerde insanın doğasına aykırı rahat yaşam arzuları ve bunu tetikleyen bir şeyi vaktinden önce hızlı elde etme duygularına karşılık, yani bunların uğruna ne kadar yetkimizi devretmeye razıyız? İşte! Bu soruya verilecek cevap, ne geçmiş ne gelecek an be an, şu AN teknolojinin efendisi mi(bizim varlığımıza hizmet edecek) yoksa onun tebaası mı (bizim varlığımız ona hizmet edecek) olacağımızı belirleyecektir.

1 Yorum
Aydınlatıcı bir yazı 👍